Felsefe Nedir? İslami Felsefe Hakkında...
- Öz. öz

- 5 Nis 2022
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 6 Nis 2022
Bu yazımda bir insanın, sonsuzluğu arzulayan bir insanın el kitabı olan Kuran' ın, bizi filozof olmaya davet ettiğini ispatlayacağım.
Felsefe Nedir?
Felsefe, en genel kapsamda, bir bilgi türüdür. Bilmek isteyen siz ile bilmek istediğiniz şey arasında kurduğunuz ilişkinin bir çeşididir. Felsefe, bilgiler üzerinde düşünme, onların temelini ve değerini yoklama, soruşturma faaliyetidir.
Çoğu insan kendisi ile varmak istediği şey arasındaki ilişkiyi, kendisine miras kalan, yansıtılan şekli ile kurar. Davranışlarının, seçimlerinin, inançlarının, doğrularının toprağı yapar. Kimi insan ise aktarılan ile kalbi tatmin olmaz. İçindeki bir itki, onu arayışlara iter.
En geniş şekli ile bu azınlığa filozof diyebiliriz. Bilgelik sever olarak çevrilen bu kelime, hikmet sever olarak da anlaşılabilir. Bu kişiler, güçlü bir kendilik hissi oluşturarak yürüyen simyacı gibidirler.
Kendilik hissinin oluşması ve güçlenmesinin yegane yolu, -biricik- aklımıza dayalı olarak geliştirdiğimiz, felsefi etkinlikten geçer.
Kuran'a felsefi etkinlik ile yaklaşılabilir mi?
Filozof gözüyle bakmaya davet edildiğime, Bakara 170(1) ve Maide 104(2) ayetlerini de şahit tutacağım.
Bu ayetler şu çıkarımı yapmama yol açıyor: “Aklını kullanan insan için yol Allah’ ın indirdiğidir. Bilgi, Allah’ ın indirdiği ve Resulündedir. Bu kitabın davet ettiğine giden yol, akla dayalı olduğu iddiası ile biz acuzeler için meşru kılınmaktadır. ”
Bir filozofun da, akla dayalı bir etkinlik türü olan felsefi düşünmeyi kullandığını ve kendini haklı çıkararak güçlendirmek istediğini tespit etmiştik. Her iki öneri de akla dayalı bir yöntem önermesi sebebi ile kıyas kabul edebilir. (3)
İddia ediyorum ki; sonsuz hayatı arzulayan, buna inanan insan kadar, kendini güçlendirme konusunda iştah sahibi olan bir başka kişi de yoktur.
Kitap Kuran, Bakara 2. ayetinde aklını kullanacak insana şöyle seslenmektedir:
- Bu Kitap, mutlak gerçeğin ta kendisidir. O, muttakiler için hidayettir.
ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
Zalikel kitabu la reybe fih, huden lil muttekin. -
Içinde şüphe olmayan bir kitap vurgusu (Zalikel kitabu la raybe fih), bu yolun -hidayetin- kanıtlanabilir olduğuna delildir.
Bu açılımla vurgulamak istediğim; bir filozof gözüyle Kuranı okumak hiç de dayanaksız bir istek değildir. Şöyle ki:
Ayette bahsedilen müttekin kelimesi, mütteka ile aynı kökten gelmekle birlikte dayanmaya yarayan şey manasında kullanılan bu kelime, kanaatimce en çok akla işaret etmektedir. (Çünkü; Bakara 170 sormaktadır ki ataları aklını kullanmayan kişiler olsa bile mi? )
Öyleyse icazet var aklımızı kullanabiliriz.
(Şükür, taklit etmek zorunda değiliz: Maymundan ötesi var. Öte yandan bir yerden de başlamak gerekir. En sağlıklı yolun referansları en güçlü yol olduğu da aşikardır. Gene geldik atalara 😊 kültüre 😊 geleneğe 😊... )
Sağ elimiz trabzan da çıkalım yukarıya... Bazen trabzanı bırakıp secde ederek(4), bazen rükuda(5), bekleyerek (Rüku kelime kökü, beklemek manasındandır.) ama her daim akledip, düşünerek, zikrederek...
***Bu sınırlarımı bilip, daha fazlasını istememden başka bir şey değildir. Var mıdır insan için kendini bilmekten daha önemli bir nitelik! ***
(1) Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiği zaman, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." dediler. Peki ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler ise?
(2) Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse?
(3) FIKIH usulünde kıyas, “hakkında açık hüküm bulunmayan bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak özelliğe veya benzerliğe dayanarak hükmü açıkça belirtilen meseleye göre belirlemek” anlamına gelir. Kıyas fıkıh literatüründe “salt düşünme (nazar), doğruya ulaştıran delil” mânasında ve birçok istidlâl türünü belirtmekte kullanılmakla birlikte (İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî, el-Burhân, II, 749; Gazzâlî, İslâm Hukukunda Deliller, II, 195) yaygın anlamları şunlardır: 1.Re’y. “Şeriat ya tevkif ya da kıyastır” ifadesinde kıyas “şâriin bildirimi” (tevkif) mukabili olarak “re’y” anlamında, yani “mevcut naslar ekseninde beşer inisiyatifiyle sonuca ulaşma veya ulaşılan sonuç” mânasında kullanılmaktadır.
(4) 41. Fussilet suresi 37. ayet
"Gece ve gündüz; Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir. Güneş'e ve Ay'a secde etmeyin. Eğer yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, onları yaratmış olana secde edin. "
(5) 2. Bakara suresi 43. ayet "Salatı ikame edin, zekatı verin. Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. "
5.04.2022
Eskişehir
Özgür ÇAKMAK
İşaret parmağıma değil işaret ettiğime bakanlara gelsin.



Kendi özünde Daha yetkin zihinsel olgulara hislenip Dimagları ehlilestirmek ✍️